Uzun yıllardan beri ülkemizde çeşitli adlarla çete operasyonları yapılmasına karşın, bir türlü çetelerin kökü kazınamamıştır.
Çetecilik öyle çekici bir hale geldi ki dizilere konu, küçük çocuklarımızın büyüdüklerinde arzu ettikleri meslek haline geldi.
Sonradan gelişip serpilen çetelerin anası sayılan “Susurluk olayı” ile çeteler daima gündemde yerini korudu.
2000
ve sonraki yıllarda 57 Hükümet zamanında yapılan çete operasyonlarından
anımsadıklarım, Kartal, Balina, Fırtına, Buffalo, Kasırga 1-2-3, Sis,
Matador, Beyaz Enerji ve anımsayamadıklarım diğerleri.
Ne var ki,
gerek kamuoyunun, gerek basınımızın namuslu köşe yazarlarının ve
gerekse namuslu bürokratların, bu operasyonların bir yerlerde
tıkanacağı, gerçek faillerinin yerine maşaların bulunup
cezalandırılacağı, olayın siyasi boyutunun ise eksik kalacağı konusunda
kuşkuları vardı. Sonuç aynen öyle oldu.
03.Kasım.2002 genel
seçimlerinde iktidara gelen AKP, çetelerin peşini bırakmayacağını, çete
kurup yolsuzluk yapanların damarından girileceğini söyleyerek, çetelere
meydan okuyordu.
Sonraları, Şemdinli, Yüksekova, Atabeyler,
Ergenekon derken, kaplan derken, çetelerin kökenine inilemedi ve
elebaşları yakalanamadı. AKP döneminde soruşturma konusu yapılan birçok
çete, nedense Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişkilendirilmeye çalışıldı.
Şu
anda gündemde olan ve soruşturması tamamlanıp iddianamesi hazırlanmayan
Ergenekon çetesinin sonucu nereye varır bilinmiyor. Ama büyük bir
gayretle tekrar TSK ile ilişkilendirmeye çalışıldığını yazılı ve görsel
medya haberlerinden öğreniyoruz.
Diğerleri hakkında TSK ile ilgili bir bağ saptanmadı ve ilişkilendirmenin TSK yıpratma amaçlı olduğu anlaşıldı.
Sevgili okurlarım, bunları neden yazıyorum biliyor musunuz?
Yıllarca
Yargıda görev yapan biri olarak, sakladığım bir sırdan! Daha doğrusu
bir suçtan! Ötürü vicdan azabı çektiğim! İçin ihbarda bulunmak
istiyorum.
Efendim, bende bir gizli örgüt mensubuyum.
Yıllarca
namusumla ve onurumla görev yaptım. Devletimin çıkarlarını kendi
çıkarımdan önde tuttum. Dik durdum, çalmadım, çırpmadım. Atatürk ilke
ve devrimlerini, laik Cumhuriyeti gözüm gibi korudum. Alnımın akı ile
emekli olduktan sonra, görevli olduğum dönemlerde aşırı sempati
duyduğum bir örgüte üye oldum. Vicdan azabım! Beni rahat bırakmadı. Bu
nedenle mensubu olduğum örgütü ihbar kararı aldım ve kendimle birlikte
tüm örgüt mensuplarını ele vererek vicdanımı rahatlatıp! Kurtulayım
dedim.
Üyesi olduğum örgüt! “KALPAKSIZ KUVVAYİ MİLLİYECİLER” örgütüdür!... (Diğer bir adı “ATATÜRK’ÜN NEFERLERİ” Örgütüdür)
A-Örgütün merkezi: Yurdun tüm sahasıdır.
B-Örgütün amaçları:
1- Atatürk ilke ve devrimlerini en zor koşullarda bile savunmak ve sahip çıkmak,
2-Ne ABD, ne AB, tam bağımsız Türkiye ülküsünü benimseyip savunmak,
3-Her türlü irticaya, şeriata, gericiliğe, yobazlığa karşı laik Cumhuriyet rejimini korumak ve savunmak,
4-Vatanın bölünmez bütünlüğüne, devletin üniter yapısına sahip çıkmak ve ulusalcılığı savunmak,
5-Her türlü yolsuzluğun, hortumculuğun, hırsızlığın karşısında olmak,
6-Laik Türkiye Cumhuriyetini “İlelebet” yaşatmayı temel görev saymak,
C-Örgüt üyeleri:
1-Tüm Kemalistler,
2-Tüm aydınlar,
3-Tüm laik Cumhuriyet sevdalıları,
4-Tüm yurtseverler,
Örgütün doğal üyeleridirler.
Örgüt
bu kutsal görevlerine yerine getirirken, bu uğurda Muammer Aksoy,
Bahriye Üçok, Kemal Türkler, Çetin Emeç, Abdi ipekçi, Uğur Mumcu, Ahmet
Taner Kışlalı, Turan Dursun, Cavit Orhan Tütengil, Onat Kutlar, Necip
Hablemitoğlu ve daha nice yiğit üyelerini teröre ve karanlık güçlere
kurban vermiştir.
İhbar konusu: Mevcut iktidarın yerine getirmek
istediği, emperyalist ABD ve AB isteklerine karşı gelen, laik
Cumhuriyet rejimini, ılımlı İslam Cumhuriyetine dönüştürmeyi
kabullenmeyen, iktidarın yaratmaya çalıştığı dikensiz gül bahçesine
engel olan, bölücülüğün, kökten dinciliğin, yobazlığın amansız düşmanı
olan, tam bağımsızlık, aydınlanma, çağdaş uygarlık isteklerinden
vazgeçmeyerek uyuyanların, numaralı Cumhuriyetçilerin, boyalı basının,
satılık kalemlerin rahatını bozan ve bu suretle ülkede kaos (kargaşa)
yaratan! Bu örgüt hakkında soruşturma açılarak tüm üyelerinin
cezalandırılmaları gerekmektedir. Vicdan azabından! Kurtulmak için,
ilgililere ve yetkililere ihbar ediyorum.
Gereğini arz ederim. 23.03.2008
NOT: Bu yazı Atatürk ilke ve devrimlerini ve laik Cumhuriyeti ödünsüzce savunan, büyük devrimci İlhan Selçuk’a ithaf olunur.
Gündüz AKGÜL
Emekli Cumhuriyet Savcısı
|