|
|

|
|
Ana Sayfa
|
|
Azınlık ezilirse özgürlük olmaz |
|
|
|
Çarşamba, 17 Haziran 2009 |
Komünist rejim döneminde Bulgaristan’ın sağduyulu ve muhalif
aydınıydı felsefeci Dr. Jelio Jelev. Yıllarca sivil örgütlerde ve
mecliste Türk azınlığın hakları için çalıştı, Todor Jivkov’un Türklerin
isimlerini Bulgar isimleriyle değiştirmesini, anadillerinin ve
kültürlerinin yasaklanmasını içeren asimilasyon politikasına şiddetle
karşı çıktı.
Jivkov
devrildikten sonra da, 1990-97 arasında Cumhurbaşkanlığı yaptı. Bu
dönemde Türk azınlığın en güvendiği Bulgar siyasetçiydi, Ahmet Doğan’ın
kurduğu Hak ve Özgürlükler Partisi’ni hep destekledi. Şu anda
Bulgaristan’daki Türklerin haklarının iade edilmesinde, mecliste yer
almasında, hükümeti kuran koalisyonlarda kilit parti olacak kadar
güçlenmesinde payı büyük. Jivkov döneminde Bulgar Türkleri’nin zorunlu
olarak Türkiye’ye göç ettirilmesinin 20’nci yılında Jelev’le konuştuk.
Azınlık sorununun çözümünde Bulgar modeli nedir bu röportajda adım adım
göreceksiniz.
Siz Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir yerde doğup büyüdünüz değil mi?
Evet,
Şumnu bölgesindeki bir köyde. Köyümüzün nüfusunun dörtte biri Türktü.
Çok çalışkan olduklarını hatırlıyorum. Sabahın erken saatlerinde
tarlalarını sürer, çayırlarını biçerlerdi. Biz de babamla kağnımızı
sürer, ovada Türk komşularımızla karşılaşırdık. O ovada onlardan çok
bilgece sözler duymuşumdur. Babam Türkçe bilir sohbetlere katılırdı:
"Yağmur gelir çamur olur" derdi mesela. Türkler de ona Bulgarca "Bu
dünya böyle gider, doğru giden kör olur" diye karşılık verir, sözü
tamamlardı. Aramızda sonsuz bir güven ve dostluk vardı. Birbirimize
evimizin barkımızın anahtarlarını bırakırdık. Sonra bir gün Bulgaristan
ve Türkiye hükümetinin yaptığı bir anlaşma sonucunda komşularımızın
Türkiye’ye göç etmesine karar verildi. Yıl 1951.
Türkleri köyün sonuna kadar uğurlamıştık
Ne hissetmiştiniz?
Yaşım
küçük olmasına rağmen o günü unutamıyorum. Türkler tren garına kadar
bagajlarını götürmek için kamyonlar tutmuşlardı. Biz Bulgarlar da o
kamyonları köyün sonuna kadar uğurlamıştık. Bir çoğumuz ağlıyorduk.
Türkler de kamyonlardan biz Bulgar çocuklarına karamelli şekerler
atıyorlardı.
Peki Türk azınlığı asimile etmek ilk ne zaman Bulgaristan’ın devlet politikası olmuştu?
Todor
Jivkov zamanında, yani Komünizm döneminde. Komünizm öncesinde ise
anlattığım gibi, Bulgaristan ve Türkiye hükümetleri arasında çeşitli
anlaşmalar ve sözleşmelere dayanan çeşitli göçler yaşandı ama
asimilasyon yoktu.
Türklerin Bulgar olacağını sandı
Jivkov sadece Türklere ve Pomaklara mı kafayı takmıştı yoksa başka azınlıkların da hayatı zor muydu?
Jivkov, Bulgar hükümetinin nüfus politikasının yanlış olduğunu düşünüyordu ve gündeminde Türk azınlıklar vardı.
Türk azınlığı yoktur, Osmanlının zorla Türkleştirdiği Bulgarlar vardır mantığında mıydı?
Bence
onun bu maceraya girişmesinin başlıca nedeni şudur: Türklerin
kıyafetlerini değiştirerek, onlara Bulgar isimleri vererek, kamusal
alanda anadillerini yasaklayarak onların otomatikman Bulgar olacağını
düşünüyordu. Eğer herkes Bulgar ismi taşıyorsa kimin hangi etnik
kökenden olduğunu nasıl bileceksin fikrindeydi. Nüfus sorununu böyle
çözmeye çalışıyordu. Bunun ne kadar sığ bir düşünce yapısı olduğunu
söylememe herhalde gerek yok. Buna ben ancak siyasi adilik ve aptallık
diyebilirim.
Asimilasyon bizi yok eder dedik
Siz bu arada Bulgaristan’ın önde gelen aydını olarak asimilasyon politikasına nasıl tepki vermiştiniz?
Biz
bir süre durumu tam anlayamadık çünkü rejim elinde tuttuğu bütün
propaganda araçlarını kullanarak "Türkler kendi rızalarıyla Bulgar
isimleri aldılar" mesajını yaydı. Halkın büyük çoğunluğu da buna
inanıyordu. Fakat sonra Türkler isimlerinin zorla değiştirildiğini
söyleyerek sokaklara döküldü. Biz aydınlar da, bir azınlığın baskıyla
kimliklerine müdahale edildiğini anlamış olduk. Hemen muhalif bir
dernek oluşturduk ve 1988 yılının başında ve 1989 baharında iki
deklarasyon yayınladık.
Ne diyordunuz?
Asimilasyonun
nasıl yapıldığını anlattık ve buna çok sert bir dille karşı çıktık. Bu
asimilasyon politikasının sürdürülmesi Bulgaristan’ı yok eder diyorduk.
Gizli servis de bize karşı çalıştı
Jivkov bu deklarasyona ne dedi?
131
aydın olarak bu deklarasyonu imzaladık, sonra o dönem parlamentonun
başındaki Todorov’a, başsavcıya ve Jivkov’a gönderdik. Hiç hoşuna
gitmedi tabii ama biz de zaten ondan izin almamıştık. Sonra bir
şairimiz bu deklarasyonu Avrupa Radyosu’nda okuyunca tüm dünyaya durumu
anlatmış olduk. BBC, Deutsche Welle, Amerikan’ın Sesi gibi radyolar da
bu metni yayınlamaya başladı hemen. İki hafta boyunca deklarasyonun tam
metni bütün radyolarda okundu. İşte o zaman Jivkov’un sabrı taştı ve
gözaltına alınmalar başladı. Aralarında benim de bulunduğum 16 kişi
gözaltına alındık. Evlerimiz ofislerimiz altüst edildi.
Sonra?
Bulgaristan
gizli servisi ülkenin çeşitli yerlerinde Türk azınlığın haklarını
savunan bizimki gibi sivil örgütlere karşı büyük mitingler düzenledi.
Ve hepimiz hain ilan edildik, defolsun vatan hainleri sloganları atıldı
o mitinglerde.
Türkler direnişte hiç şiddete başvurmadılar
Bu arada Bulgaristan Türkleri nasıl direniyordu? Hatırladığınız en şiddetli örnek hangisi?
Gösteriler
yapıyorlardı. En etkilisi de açlık grevleriydi. Binlerce kişi...
Günlerce açlık grevi yapıyordu. Biri bitiyor, biri başlıyordu. Ama
şiddete hiç başvurmadılar. Sadece bir olay var; 1986’da trene bir bomba
konulmuştu. Ama bugünlerde bu bombanın da Türkler tarafından konulduğu
konusunda şüpheler var. Bulgaristan gizli servisinin tarafları
kışkırtmak için bu bombayı koymuş olabileceği konuşuluyor. O dönemde
Bulgaristan ve Türkiye devletleri arası da iyi gerildi. Jivkov
tansiyonu düşürmek için, "Sınırı açıyorum, isteyen Türkler gidebilir"
dedi. Böyle lanse edilse de bu zorunlu bir göçtü.
1989’daki bu zorunlu göçle ilgili fikriniz neydi?
Elbette bu bir çözümdü ama kimin için? Jivkov ve yakın çevresi.
Siyasetin en ilginç dönemini yaşadım
"SİYASETİ bıraktım;
çünkü benim için siyaset büyük değişimlerin yaşandığı dönemde ilginçti.
Büyük bir sistemin, ideolojinin, dış politikanın kökten değişmesine
sadece şahit olmadım, bizzat içinde yer aldım. Bu bakımdan önemli bir
siyasetçiler neslini temsil ediyorum. Sosyalist ülkelerin üye olduğu
bir ekonomik forumun dağılmasını sağladık. Varşova Paktı’nın dağılması
için imza veren bir siyasetçiyim. Daha da önemlisi Sovyetler Birliği
dağıldı ve komünizm imparatorluğu çöktü."
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11866354.asp?gid=233
Ezgi BAŞARAN
|
|